**Güzelliğin Sırrı: İyi Beslenme-1
Geleneksel Beslenme Tarzından Uzaklaştıkca Çirkinleşiyor ve Hastalanıyoruz.

Bilmem fark ettiniz mi? Yeni neslin yüzü genel olarak eskilere oranla daha dar ve uzun; deyim yerinde ise at suratlı bir nesil. Yüzler daraldıkça insanlar da çirkinleşiyor. Ağız kubbesinin yuvarlaklığı ve dolayısıyla da akustikliği azaldıkça güzel sesli şarkıcılar da iyice azaldı. Yeni nesilde daha çok diş şekil bozukluğu, daha çok geniz eti ve bademcik ve sinüs iltihabı oluyor, daha fazla burun kemiği eğriliği var. Bazıları bu yapısal özelliklerin genetikle ilgisi olduğunu söylüyor. Halbuki 3-4 nesil önce bu bozuklar çok az görülüyordu. Genetik yapı birkaç nesil içinde değişemeyeceğine göre bir çoğumuzu etkileyen bu hastalıkların nedeni ne olabilir acaba? Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın bu yazısını kaçırmayın.
GELENEKSEL BESLENME TARZINDAN UZAKLAŞTIKÇA ÇİRKİNLEŞİYOR VE HASTALANIYORUZ
Bilmem fark ettiniz mi? Yeni neslin yüzü eskilere oranla daha dar ve uzun; deyim yerinde ise at suratlı bir nesil. Yüzler daraldıkça insanlar da çirkinleşiyor. Ağız kubbesinin yuvarlaklığı ve dolayısıyla da akustikliği azaldıkça güzel sesli şarkıcılar da iyice azaldı. Yeni nesilde daha çok diş şekil bozukluğu, daha çok geniz eti ve bademcik ve sinüs iltihabı oluyor, daha fazla burun kemiği eğriliği var. Bazıları bu yapısal özelliklerin genetikle ilgisi olduğunu söylüyor. Halbuki 3-4 nesil önce bu bozuklar az görülüyordu. Genetik yapı birkaç nesil içinde değişemeyeceğine göre bir çoğumuzu etkileyen bu hastalıkların nedeni ne olabilir acaba?
Dr. Weston Price bundan 70-80 yıl önce beslenme ile fiziksel ve ruhsal yozlaşma arasındaki ilişkiyi ortaya koymuş çok önemli bir bilim adamı. Ama ne zamanında ne de günümüzde değeri tam olarak anlaşılabilmiş değil. Yine de bazı beslenme otoritelerince yazdığı ‘Beslenme ve Fiziksel yozlaşma’ (orijinali Nutrition and Physical Degeneration) isimli kitap beslenme biliminin kitab-ı mukaddes’i olarak kabul ediliyor (1).
Dr. Weston Price yılarca süren araştırma gezilerinde geleneksel Kanada ve Alaska Eskimoları, Alaska, Kanada, Amazon ve Florida Kızılderilileri, Avusturyalı Aborjinler, Yeni Zelanda’lı Maoriler, izole İsviçre dağ köylüleri, başta Masai’ler olmak üzere Afrika yerlileri ve Okyanusya yerlileri gibi onlarca etnik topluluklarının ne yediklerini incelemiş ve sonunda basit ve basit olduğu kadar şaşırtıcı şu sonuca ulaşmış (2).
Doğal, işlenmemiş, geleneksel yiyeceklerle beslenen topluluklardaki insanların sağlıkları çok mükemmelken; kendi geleneksel gıdaları yerine Batılıların rafine edilmiş gıdalarını yiyenler hızla fiziksel ve ruhsal dejenerasyona maruz kalmaktadır. Dr. Price çektiği binlerce kıyaslamalı fotoğrafla mevcut durumu belgelemiş ve bu fotoğraflardan bir bölümünü meşhur kitabına koymuştur.
Dr. Price’ın incelediği topluluklar arasında coğrafi koşullara, iklime, alışkanlıklara bağlı olarak, “geleneksel beslenme”nin çok farklı şekilleri olabildiğini görmüştür. Mesela İsviçre’de, çevredeki diğer yerleşim yerlerinden izole edilmiş, ulaşımı zor bir vadide yaşayanların temel besini çavdar ekmeği, peynir ve tereyağıymış. Afrika’da hayvan besiciliğiyle uğraşan Masai kabilesininse, günde 2 litreye varan süt içtiklerini, bunun yanı sıra kan ve et tükettiklerini gözlemlemiş. Eskimolar ise, neredeyse sadece balık ve balık yumurtası ile besleniyorlarmış. Bütün bu farklı beslenme biçimlerine rağmen, hepsinin sağlığının yerinde olduğunu görmüş Dr. Price.
Geleneksel hayatından kopmuş, kasabalara veya şehirlere taşınmış veya başka bir nedenle “beyaz adamın yiyecekleriyle tanışmış” olan insanlar geleneksel beslenmesinden taviz vermeye başlamış. Sonuçta sağlıkları bozulmaya başlamış ve çeşitli illetlere maruz kalmışlar (Tablo 1).
Tablo 1. Geleneksel gıdaları yerine doğal olmayan (rafine) gıdalar ile beslenen topluluklarda Dr. Price’ın saptadığı başlıca bozukluklar
- Gelişmemiş elmacık kemikleri (dar yüz)
- Dar burun delikleri
- Adenoid vejetasyon (geniz eti) ve sinüzitler
- Kulak iltihabı
- Damak kubbesinin yüksek olması
- Dudak-damak yarıkları
- Üst ve alt çene kemiklerinin dar olması
- Dişlerin sığışamaması (ortodontik bozukluklar; dişleklik)
- Diş çürüklerinin fazla olması
- Dar kalçalar (zor doğum)
- Doğuştan şekil bozuklukları
- Kronik dejeneratif hastalıklar
KEMİK YAPISININ GELİŞMESİ
Dr. Price’ın saptadığı başlıca bozuklukların çoğu yüz yapısı ile ilişkilidir. Bilindiği gibi yüz, kemik doku ve yumuşak dokudan oluşmuştur. Bu iki yapı malzemesi anne karnında ve çocukluk çağında şekillenerek yüz yapımızı belirler.
Konuyu daha iyi anlayabilmek için kemik yapısını yakından incelemek gerekir.
Kemik, histolojik olarak kemik hücreleri onları sarmalayan mat¬riks dediğimiz (mineralize olmuş ya da olmamış) bağ dokusundan müteşekkildir. Kemik matrisinin % 70'i inoganik kristaller (kalsiyum fosfor gibi mineraller), %30'u ise organik bağ dokusu elemanları oluşturur. Organik matriksin %90-95'ini tip I kollajen gerisini ise zemin maddesi oluşturur. Zemin maddesini ise glikop¬roteinler (mukopolisakkaridler, osteokalsin, oste¬onektin, silaloproteinler) oluşturur. Önce kemik hücreleri organik matriksi (osteoid doku) yapar. Daha sonra osteoid doku mineralize olarak kemikleşir.
Tablo 2. Kemik yapımını etkileyen faktörler
Kemik bağ dokusu ve zemin maddesini etkileyen faktörler
- Omega yağ asitleri
- Amino asitler
- K vitamini
- D vitamini
- C vitamini
- B6 vitamini
- B12 vitamini
- Folik asit
- A vitamini
- Çinko
- Boron
- Bakır
- Östrojen
- Büyüme hormonu
Kemik mineralizasyonunu etkileyen faktörler
- Kalsiyum/ Magnezyum oranı (2/1)
- Kalsiyum/ Fosfor oranı (2/1)
- Sodyum/potasyum oranı (1/10)
- pH (asit olmayan yiyecekler)
- D vitamini
- Parathormon
- Kalsitonin
- Kortizol
- İnsülin
Gerek organik matriksin yapımı gerekse de mineralizasyonu için çok sayıda hormon, vitamin, mineral ve diğer besleyici maddelerin yeteri miktarda ve kalitede olması gerekir. Geleneksel ve doğal olmayan (rafine) gıdalar, esansiyel besleyicilerin tümünü sağlamaktan uzaktır. Bu tip gıdaların yenmesi kemiğin tam kapasite ile büyümesini engeller. Doğal gıdalarla (et, süt, yumurta, sebze, meyve, kabuklu kuruyemişler vb) beslenen avcı-toplayıcı gruplarda diş ve kafatası yapıları ise mükemmel gelişmiştir (Resim-1).

Resim-1. Mezardan çıkarılmış eski Mann yerlilerinin kafataslarında mükemmel çene yapısı ve dişler (1).
Üstçene (maksilla) kemiğinin gelişim geriliğinin sonuçları
Kalitesiz gıdalarla beslenmek bütün kemiklerde olumsuz etki yaratsa da bu durumdan en çok üstçene (maksilla) kemiği etkilenir. Üstçene (maksilla) kemiği burundaki hava yollarının %85’ini, nazal (burun) sinüslerin de tamamını oluşturur. Maksillası yeteri kadar gelişmemiş kişiler burun yolu daraldığından ağızdan nefes alırlar.
Tablo 2. Ağızdan nefes almanın yol açtığı komplikasyonlar
- Baş ağrısı
- Hipertansiyon
- Altını ıslatma
- Kronik kulak ve sinüs enfeksiyonları
- Çene ağrısı
- Uyku bozuklukları
- Uyku apne sendromu, horlama
- Göz kapaklarında morluk
- Empotans
Burundan alınan hava nemlenir ve filtrelenir. Burundan nefes alınınca hava sinüslere geçer ve akım hızı yavaşlar. Sinüslerden geçerken hava akım hızının düşmesi havanın nazal sinüslerdeki Nitrik Oksit (NO) ile uygun bir şekilde karışmasını sağlar. NO güçlü bir damar genişleticisidir ve akciğerlerde oksijen alımını artırır(3).
Nitrik oksit (NO) penis dikleşmesinde (ereksiyon) rolü olan en önemli vazoaktif kimyasaldır. NO guanil siklazı aktive ederek cGMP’yi artırır. cGMP düz kasları gevşeterek genişlemeye yol açar. Bu arada corpus cavernosum da şişer(4).
Hipertansiyon, felç, kalp yetersizliği ve koroner kalp hastalığının korunmasında da nitrik oksitin önemli fonksiyonları vardır.
Adenoid vejetasyonlar (geniz eti) sistemik hipertansiyon, sol ventrikül yetersizliği, konjestif kalp yetersizliği ve uyku-apne sendromuna neden olabilir. Çoğu kez adenoidektomi (geniz etinin çıkartılması) ile kardiyak fonksiyonlar normalleşir.
Septum deviasyonu
Yumuşak doku ve kemik dokuların gelişimi bağımsızdır. Ama doğal beslenme koşullarında gelişimleri birbirine paralel gider. Eğer doğal beslenme koşulları sağlanamazsa kemik yapı yetersiz gelişmekte, fakat yumuşak doku normal büyüklüğüne erişmektedir. Örneğin yüz kemikleri yetersiz gelişemezse bile yüz derisi, dil, bademcikler ve burnun yumuşak dokular normal büyüklüğe ulaşırlar (3).
Örneğin üst çene kemiği yetersiz geliştiği durumda, burun bölmesinin (septum) yumuşak kısımları büyümeye devam eder. Bu durumda septum sağa ya da sola sapacaktır. Buna tıp dilinde septum deviasyonu denmektedir. Septum deviasyonu burun boşluklarını daraltır ve nefes almaya zorlaştırır.

Resim 2. Septum deviasyonu
Yetersiz kemik gelişimi-Burun kemeri
Burun yumuşak dokuları içinde bulunduğu kemik yapıdan daha büyük ise bu yapılar kemiği iteleyerek burun kemerlerinin oluşumuna yol açar. Yüz kemikleri iyi gelişmiş bir kişide burun kemeri olmaz.

Resim 3. Burun kemeri
Üst çene kemiği (maksilla) dar ve kötü şekillenmiş bir kişinin nazal pasajları da dardır. Bu bozuk pasajlar hava akımını ve sinüslerin drenajını bozarlar.
Maksilla gelişimi-Astigmatizm-Miyopi
Maksilla iyi gelişmezse yüz daralır ve uzar (at yüzü) ve göz çukuru kemikleri de düzgün gelişmez. Sonuçta göz küreleri küre şeklinde değil beyzbol topu gibi(uzamış) oluşur. Sonuçta astigmatizm ve miyopi gibi bozukluklar oluşur.
Avrupa kökenlilerin %25-35’inde, Asya kökenlilerin ise yaklaşık yarısında miyopi mevcuttur. Avcı-toplayıcı topluluklarda miyopi oranı %0-2 arasındıdır ve mevcut olanlar da hafif derecededir. Pasifik adalarında geleneksel diyetin değişmesi ile birlikte % 1 dolayında olan miyopi oranı, %50’lerin üzerine çıkmıştır. Geleneksel gıdalarını yemeye devam eden çocuklarda ise okula gitseler bile miyopi oranında ise bir artış olmamaktadır.
Hızlı emilen şekerlerin aşırı tüketilmesi kronik hiperinsülinizme yol açarak IGF-1 ve diğer büyüme faktörlerini artırmaktadır. IGF-1 çocukluk çağının kritik büyüme aşamasında skleral dokunun aşırı artışına yol açmakta, sonuçta göz küresi uzayarak miyopi oluşmaktadır.
Burun-Dudak açısı
İyi gelişmiş bir kişide burun ile dudak arasındaki (nazolabiyal) açı 90 dereceden küçüktür. Nazolabiyal (burun-dudak) açının 90 dereceden büyük olması maksillanın (üst çene) iyi gelişmediğini gösterir.

Resim 4. Burun-dudak açısının genişlemesi (3)
Biri size baktığında korneasının altındaki sklerayı (göz akı) görüyorsanız o kişinin maksilla ve orta yüz bölgesi çok yetersiz gelişmiştir. Kemik gelişimi normal olanların, yaşlansalar bile yüzlerinde buruşukluk ve sarkmalar görülmez ya da minimal görülür. Çünkü yüz kemikleri küçük kalmıştır. Buna karşılık kas ve deri gibi yumuşak dokular normal geliştiği için sarkarlar.
Hava yolu tıkanması-Postür
Hava yolu kronik olarak tıkandığında vücut başı geriye doğru kaykıltır. Fakat insanlar uzun süre burunları ve gözleri yukarıya bakar pozisyonda dolaşamazlar. Gözlerin yere paralel olması gerektiğinden öne doğru eğilirler. Bu durum baş ve boyun ağrılarına neden olur.
Başın kronik olarak öne çıkması ile omurganın normal kurvatürü (eğriliği) bozulur. Kafanın öne çıkmasını dengelemek için kişi hafifçe popsunu çıkartır. Bu durum kalçanın stabilitesini bozarak kalça, diz ve ayak sorunlarına yol açar.
Dudak-damak yarıkları/beslenme
Metilen tetrahidrofolat redüktaz gen polimorfizmi (MTHFR 677CT mütasyonu) milyonlarca kadında görülmektedir. Bu oran Sahra altında %10 dolaylarında iken, İtalyanlarda %40 ve Çinlilerde %55’dir.
Bu mütasyona sahip kadınlar eğer yeterli folik asit almazlarsa ya da folik asitten zengin gıdalar yemese şekil bozukluğu olan çocuklar doğurabilirler. Bu bozukluklar arasında dudak-damak yarıkları ve meningomiyelosel gibi deformiteler sayılabilir. Yapılan büyük ölçekli çalışmalarda gebelikten önce başlamak koşulu ile folik asit takviyesinin yapılması orofasiyal (ağız-yüz) anomalileri ve meningomiyeloselde (omurga açıklığı) bir azalma sağladığı gösterilmiştir.KAYNAK
