**Güçlü ve atletik görünen bir vücuda nasıl sahip olunur?
Güçlü
ve atletik görünen bir vücuda sahip olmak herkesinhayali. Bunu elde
etmek için çeşitli yöntemler deneniyor. Aşağıdakiler bu
yöntemlerden en çok uygulanan üçü;
1. Herhangi bir kardiyo egzersiz programı (koşu bandı,
bisiklet, eliptikal vb.) uygulamak
2. Herhangi karın çalıştırma cihazı kullanmak ya da klasik
mekik hareketleri yapmak
3. Herhangi bir marka yağ yakıcı ya da performans arttırıcı
gıda destekleri kullanmak
Bu üç yöntemden hiçbirisini kullanmadan atletik bir
görüntü elde etme mümkün mü acaba? İşte yazarımız egzersiz terapisti Serkan Yimsel ABD’de
California’da bunu test ediyor.
Uyguladığı diyet ve egzersiz yöntemleri ile 6 ayda kas dokusunu
artırırken yağ dokusunu azaltarak atletik bir vücuda sahip oluyor. Çok sayıda
fotoğraf eşliğinde bu degişimin nasıl gerçekleştiğini okuyacaksınız. Meraklısına……… Bir Egzersiz Eğitmeninin Fiziksel
Transformasyonu Bir fiziksel transformasyon hikâyesi ile
birlikte benim önceki ve sonraki resimlerimi yayınlama fikri önceleri bana hiç
de uygun görünmüyordu. Bunun nedeni belki de medyada gördüğümüz hemen her gıda
takviyesinin ya da bel inceltme makinesinin arkasında buna benzer inanılması
çok güç hikâyelerin bulunuyor olmasıdır. Neden bahsettiğimi gayet iyi
biliyorsunuz, hani şu sonraki resimlerinde verdiği kilolarla kalmamış; sıfır
faktör güneş yağıyla zenciye dönmüş ve bütün sivilcelerinden kurtulmuş kadın ve
erkek adaylardan bahsediyorum. Bu basmakalıp resimler ve hikâyeler nedense hiç
profesyonel görünmüyordu bana...

Önce:
Ancak gerçek su ki havuz basında çekileniki resmim ne kadar yanıldığımı gözler önüne serdi. Resimlere baktıkça, ‘Olacak
O Kadar’daki (Levent Kırca’nın TV programının adı) Bestami Balta’nin
şişman kemancısından çok da farklı olmadığımı fark ettim. O anda kendi kendime
su soruyu sorduğumu hatırlıyorum: “Serkan, kamuoyuna daha sık çıktığın su
dönemlerde, bu resimlerdeki gibi göründükçe öğrencilerini ve müşterilerini
kendi çalışma yöntemlerinle çalıştırmaya nasıl ikna edebilirsin? Kabul et,
fiziksel görüntü ve imaj bu meslekte en azından işin yarısı...!” Bu düşünceden yola çıkarak kararımı verdim: Benim isim,
sadece bilgi ve sözlerimle öğrencilerime örnek olmak değil, ayrıca fizik kuvvet
ve görüntüm ile de onlara örnek teşkil edebilmektir. İşte bu noktada 6 ay
sürecek olan fiziksel değişme yolculuğumun ilk adımlarını atmış oldum. Bu
yolculuktan amacım, hem kendime hem de öğrencilerime o basmakalıp kilo verme
hikayelerinde en çok bahsedilen aşağıdaki üç taktikten hiçbirisini kullanmadan
da güçlü ve atletik görünen bir vücudun elde edilebileceğini kanıtlamak idi: 1. Herhangi bir kardiyo egzersiz programı (koşu bandı,
bisiklet, eliptikal vb.) uygulamak 2. Herhangi karın çalıştırma cihazı kullanmak ya da klasik
mekik hareketleri yapmak 3. Herhangi bir marka yağ yakıcı ya da performans arttırıcı
gıda destekleri kullanmak Bu üç taktikten hiçbirisini kullanmadan atletik birgörüntü elde etme fikri neredeyse imkansız gibi gelecek sizlere biliyorum. O
nedenle sizlere yazımın kalan bölümünde gerek egzersiz, gerekse beslenme
arenalarında neler uyguladığımı bütün ayrıntılarıyla açıklamaya çalışacağım.

Sonra:
Eğer beslenmemde yaptığım en
önemli değişikliği bana sormuş olsaydınız, yanıtım muhakkak diyetimdeki toplam şeker ve tahıl
miktarının azaltılması olacaktır. Besin olarak tükettiğim şeker
türleri, insan değil de doğa tarafından üretilmiş sekerlerdi; yani sebze ve
meyvelerde doğal olarak bulunan şekerlerden bahsediyorum. Hububat tüketeceğim
zaman da bunların mümkün olduğunca en az işlem görmüş, 8-10 saat sureyle
ıslatılmış ve geleneksel usullerle düşük ısıda uzun süre pişirilmiş olanlarını
tüketmeye gayret ettim. (Örn. yavaş pismiş kahverengi pirinç pilavı, evde
pismiş mercimek çorbası ve arasıra kepek ekmeği gibi...) Bu durum elbette ki
mutfakta geçirilen zamanı arttırdı ancak aldığım sonuçlar bu zamana fazlasıyla
değdiğini ortaya koydu. Bu esnada en çok
faydalandığım yemek tarifi kitabı, Sally Fallon’un Nourishing Traditions adlı
kitabı idi1. Beslenmemde dikkat ettiğim ikinci önemli konu,
seçebileceğim en yüksek kaliteli besinleri seçmek oldu. Örneğin sebze meyve gurubunda her zaman
“sertifikalı-organik” ya da “ekolojik” tarım ürünü olanlarını tercih ettim. Et
ve mandıra ürünlerine gelince; “otla beslenen”, “organik” ve “serbest-dolaşan”
hayvan ürünlere öncelik tanıdım. Ebette ki natürel ve organik tarımın izin verildiği
yegâne eyaletlerden olan Güney California’da yaşıyor olmamın bunda büyük
katkısı oldu. Yapısal olarak en çok değişen
öğünüm, kahvaltım oldu. Vücudumu değiştirme
fikrimden önce genellikle kahvaltı etmiyordum, etsem bile kahvaltılarım genel
olarak küçüktü ve yüksek oranda seker ve tahıl içeriyordu. (Örn. kornfleks ya
da poğaça vb.) Ancak 6 aylık fiziksel transformasyonum esnasında kahvaltımı hiç
kaçırmadım ve her kahvaltıda en az 20- Günde yediğim 4-5 öğünün en az
ikisinde bir çeşit çiğ yiyecek bulunmasına gayret ettim. Bunun diğer bir deyişi, her
gün en az iki porsiyon pişmemiş, konserve edilmemiş taze meyve ve sebze yemeğe
çalıştım. Ayrıca mümkün olduğunca pastörize edilmiş meyve/sebze sularından ve
mandıra ürünlerinden uzak durmaya, bunların yerine taze sıkılmış, çiğ ya da
geleneksel usullerle fermente edilmiş (kefir, ayran, kvas vb.) olanlarını
tercih ettim. Yemiş yediğim zaman da bunlar genel olarak kavrulmamış ve
tuzlanmamıştı, çiğ ya da hafif suda bekletilmiş olanlarıydı. Protein kaynakları içerisinde
doğal olarak bulunan yağların atalarıma zarar vermediği gibi, bana da zarar
vermeyeceğini biliyordum. Bu nedenle olabildiğince tam yağlı protein
kaynaklarını tüketmeye gayret ettim. Eğer pişirme amaçlı yağ kullanacak isem, sızma
zeytinyağı, organik tereyağı ve çiğ Hindistan cevizi yağından başka pişirme
yağı kullanmadım. Beslenme planımda tek bir
laboratuar ürünü besin desteğine yer olmadığı için, performansıma destek olması
ve belki de motivasyonumu arttırması açısından atalarımın ve bazı ilkel
toplumların yüzyıllardır kuvvet ve sağlık simgesi olarak tükettikleri besinleri
ara sıra diyetime ekledim. Hiç kuşkusuz bunlardan en önemlisi, medeni ülkelerde
artık pek eşine rastlanmayan sakatat tüketimiydi. Bunun için haftada en az 1
kez evde ciğer pişirdim, kıymalı yemeklerimde kıymanın 3’te biri oranında
kıyılmış yürek kullandım ve çorbalarla yahnilere araşıra kemik iliği ekledim. Özellikle akşam yemeğinden sonra alışkanlık edinmiş
olduğum cipsler, dondurmalar, tatlılar, çerezler, sandviç bisküviler vb. aperatif besinleri yemeği tamamen bıraktım. Arasıra canım çok çektiğinde evde mısır patlattım ya da
sağlık marketlerinden aldığım çiğ badem ezmesini yeşil elma dilimlerinin
üzerine sürerek tükettim. Bu değişim surecinde tükettiğim en önemli sıvı, temiz
içme suyu idi. Vücut ağırlığımın her 30 kilosu basına en
az günde bir litre su içmeye gayret ettim. (Günde yaklaşık ANTRENMAN Hani bir sözümüz vardır, “Terzi
kendimi söküğünü dikemez” diye... 6 Ay önceki o halime dönüp
baktığımda bu sözün ne kadar doğru olduğunu simdi daha iyi anlıyorum. Öyle ki
son dört beş senedir sağlık ve egzersiz sektöründe edindiğim onca bilgi ve
tecrübeye rağmen kendi antrenmanlarımı bir iki haftanın üzerinde yapamıyordum.
Bunun nedeni, aşırı düşünüp yargılamak ancak yeterince uygulamamak idi. Kendimce gerek egzersizlerde olsun, gerekse bunların
sıralamasında olsun, sürekli yanlışlar arıyor ve en mükemmel programı
keşfetmeye çalışıyordum. İşte bu noktada yapılacak en doğru hareketin, 15
senelik egzersiz eğitmenliği tecrübesini tamamen bir kenara koyarak tıpkı bir
yeni başlayan gibi bir başka antrenörden yardım istemek olduğunu keşfettim.
Kendisi testlerimi yürütür ve programımı hazırlarken tek bir kelime bile
etmedim ve taktiklerini sorgulamadım. Sadece uyguladım... İste bu tecrübe bana programın
ne kadar kaliteli olursa olsun eğer uygulamıyorsan bir ise yaramayacağını
öğretti. Hatta siz dünyanın en ise yaramaz
programı ile bile çalışıyorsanız, bunu düzenli ve sadık bir şekilde yaptıkça er
geç gelişmeleri göreceksinizdir. Meslektaşımın hazırladığı program benim toplam
6 aylık değişim surecimin ilk 2 ayını kapsıyordu. Bu programın amacı, postür
(duruş) dengesizliklerini düzeltmek ve bütün vücut stabilitesini arttırmak idi.
Bir diğer deyişle bu program beni gelecek aylardaki daha çetin antrenmanlara
hazırlayacaktı. Kendisine bu noktada teşekkürlerimi iletmek isterim çünkü bu
program sayesinde postürüm (duruş) düzeldi, ara sıra beni rahatsız eden kalça
ağrılarım ortadan kalktı ve dayanıklılığım büyük ölçüde artmış oldu. Bu programdaki
egzersizler çoğunlukla çok düzlemli, stabilize güçlüğü bulunan ve statik
egzersizler idi. İşte ilk iki aydaki egzersiz örnekleri Stabilite topu ile köprü


Yüzükoyun kobra

Antrenman planımın ilk iki ayını tamamladıktan sonra
simdi daha yüksek şiddetli çalışmalara geçmeye hazırdım. Medyada sürekli kilo kaybetmek için düşük şiddetli ve yüksek
tekrarlı çalışmalar yapılması gerektiğinden bahsediliyor olmasına rağmen ben bu
tür çalışmalarda aslında daha çok kas kitlesinden kaybedildiğini gerek
araştırmalarımdan, gerekse egzersiz salonlarındaki gözlemlerinden biliyordum. Eğer özel bir amaç güdülmüyor ise (ya benim postür
geliştirme evremdeki amacım gibi ya da uzun mesafe atleti olma amacı gibi) kas
kitlesinden kaybetmek pek de göze alınmaması gereken bir risktir. Çünkü bu
durum metabolizmamızın hızını düşürerek kilo kaybetmeyi her gecen gün daha da
zor hale getirecektir. Bu düşünceden hareketle uçuncu ve dördüncü aylarda
sağlam bir kuvvet idmanı uyguladım. Bu program birçok serbest ağırlık ile
birlikte %70’leden %100’lere varan şiddetler içeriyordu. Buna karşılık tekrar
sayım düşüktü, 6 ila 12 tekrar arasında tamamladım egzersizlerimi.
Egzersizlerin birçoğu çok düzlemli, çok eklemli ve en az makine kullanacak
cinstendi. Üçünü ve dördüncü aylardaki egzersiz örnekleri Çömelme


Silkme Varyasyonu

Mekik ve benzeri karın kaslarını izole eden
egzersizlerden uzak durdum, çünkü bütünsel hareket kalıplarının vücudu şekle
sokmakta çok daha büyük etkisi olduğunu biliyordum. Ayrıca mekik ve tarzı
egzersizler çoğunlukla yerde yatar pozisyonlarda yapıldığından vücut stabilize
sistemine pek faydası olmayacağı gibi, günlük fonksiyonel aktivitelere pek de
bir köprü görevi görmeyeceğini öğrenmiştim.3 Bunların yerine,
fonksiyonel özellikte olan ve alt vücut ile üst vücudu birleştiren egzersizler
ekledim programıma.
Fonksiyonel karın egzersizleri:
Tek Kol Halat Çekme


Balta Darbesi


Özetle, 6 aylık antrenman programım esnasında salona
haftada 3 seferden fazla gitmedim. İdman seanslarım genellikle 1 saat ve
altında surdu ve çoğunlukla direnç çalışmalarını kapsadı. Ilk iki aylık dönemde
düşük şiddet (yani vücut ağırlığı ya da kaldırılabilecek en çok ağırlığın
%40-70’i arası) ve yüksek tekrar (yani 1 ila 3 dakika arası izometrim
pozisyonlar ya da 15 ila 20 tekrar arası) düzenine göre çalıştım ve amacım
postür ile stabiliteyi geliştirmekti. Bunu takip eden iki aylık dönemde ise
yüksek dirençler (yani kaldırılabilecek en çok ağırlığın %70-100’u arası) ve
düşük tekrarlar (yani 6 ila 12 tekrar arası) ile çalıştım. Bu dönemdeki amacım
genel kuvveti ve kas kitlesini arttırmaktı. Son iki aylık dönemde ise haftalık
üç idmanımdan en az bir tanesinde olimpik halter sporunun kaldırma tekniklerini
kullandım ve patlayıcı şekilde 1 ila 6 tekrarlı çalıştım. Programımda tek bir
adet dahi kardiyovaskuler egzersiz (koşu, bisiklet vs.) ya da izole karin
egzersizi (mekik vb.) uygulamadım.
İste inanılması güç rakamlar:
|
Parametre |
Başlangıç |
Bitiş |
Değişiklik |
|
Vücut Ağırlığı Vücut Yağ Oranı (%) Yağsız Kas Kitlesi Yağ Kitlesi |
%21 |
%11 9.5 Kilogram |
-%10 + -9.5 Kilogram |
Bu rakamlardan da görüleceği gibi, benim dikkatli
beslenme planım ve düzenli egzersizlerim 6 ay
sonunda vücudumdan sadece 5 kilo düşürmesine rağmen; bunun neredeyse iki katı
kadar yağ kaybettiğim için çok daha atletik bir görüntüye sahip
oldum (tabii saç traşımın katkısını da unutmayalım!) Yüksek dirençler ve düşük
tekrarlarla çalışmak neticesinde artan kas kitlem, metabolizmamı hızlandırarak
bu yağ kaybını mümkün kılmıştır.
Kabaca şöyle söylenebiliriz; fazladan kazandığım her bir kilogram kas kitlesi, iki
kilogram yağ kaybetmeme yardım etmiştir. Kalori
dengeleme teorileri iste bu noktada ağır bir darbe almaktadır. Siz her ne kadar
bütün bir hafta sonu yediğiniz kalorileri hesaplayıp, bunun tam karşılığı
kalorileri kardiyo makinelerinde saatler harcayarak dengeleseniz de bu
egzersizler metabolizma hızınıza pek bir etkide bulunmadığından uzun vadede
başarısızlık kaçınılmaz olmaktadır.
Böyle bir vücut transformasyonu yolculuğu, sizin de
tahmin ettiğiniz gibi kâğıt üzerinde göründüğünden daha zor olacaktır. Önünüze sürüyle engeller ve bahaneler çıkacaktır. En yakın dostlarınız bile size bunun imkânsız olduğunu
söyleyecektir. Ancak sizi temin ederim ki başarıya giden yol ne sizin
antrenmanlarınızda, ne beslenmenizde ne de aldığınız yârdım ve takviyelerdedir.
Herşey sizin kararlılığınızda başlar ve orada sonlanır!
Tıpkı benimkisi gibi ilaçsız, kardiyosuz ve mekiksiz bir
vücut değişimi sizler için de mümkün. Bazıları için bu işlem daha uzun zaman
alabilir, bazıları için daha az. Ancak kararlılığınızdan şaşmaz iseniz, ciddi
bir antrenman programı ve iyi bir beslenme planıyla bu değişikliğe sizlerin de
ulaşmamanız için hiç bir neden yoktur!
Yazan: Serkan
Yimsel, CHEK Egzersiz Koçu, NCEP Egzersiz Terapisti
Referanslar
1 Fallon, Sally. Nourishing Traditions, Washington, DC: NewTrends Publishing, Inc., 1999.
2 Newton, Harvey. Explosive Lifting for Sports, Champaign, IL: Human Kinetics Publishing, 2003.
3 Chek, Paul. Scientific Core Conditioning Correspondence Course, Vista, CA: C.H.E.K. Institute, 1998.

0 yorum yazılmıştır